Bir yaşam şekli "Ebru";

Dünyadaki bütün renklerin, bütün duyguların din, dil, ırk gözetmeden birleştiği ilahi yüzey.

Ebru sanatının tarihi hakkında kesin olan yazılı hiç bir belge yok. ılk olarak ne zaman yapıldığı bile belli değil. Horasan'dan geldiği biliniyor; üstadım Hikmet Barutçugil'in bir anlatımına göre yağlı boya yapan bir kişinin tesadüfler sonrası bulduğu ve geliştirdiği bir sanat, fakat bu bile kesin değil. Deniyor ki islamiyette resim yasaklandığı için ebru sanatı yerini buldu ve bu nedenle de ilehi bir sanat olduğu kabul edildi.

Yüzyıllardır, ilk ustasından bugün yapanlara kadar, doğal evrimini geçirerek geliştirildi ve bugün artık daha rahat yapılabiliyor.

Klasik, klasik, klasik Ebru diyoruz, neden? Klasik ebruda alın terinin toprağa karışması var, sabir, hoşgörü, anlayış, kimya, fizik ve insan var. Bütün bunlar birleşmezse olgunlaşma yok. Makinaların yaptığı hazır boya, hazır kitre, yarım saatlik bir çalışmanın sonrasında canlı renkler var ama... Yapan kişiyi ben yaptıma, çok kolaymışa sürükleyen bir bilgiçliğe ve kendine bilmezliğe sürüklüyor. Halbuki klasik Ebru'da insan Hz. Mevlâna'nın dediği gibi, hamdım, piştim, yandım felsefesini öğreniyor.

Bana göre Ebru Sanatı; inancıma, günlük hayattaki yaşam felsefeme, acılarıma, sevgilerime, mutluluğum ve pek tabii ki Yaradan'ımla geçirebildiğim tek huzurlu zaman ve yol.

Şimdiye kadar tanıştığım sayıları sınırlı Ebru üstatlarına selam olsun. 1991 yılından bu yana derslerime katılarak beni sevindiren bütün öğrencilerime teşekkür ederim.

Bize Ebru sanatını hediye eden ilk üstatlarımızın ruhları şad olsun ki Ebruyu öğrenmek isteyen her insana anlatmak ve öğretmen için gerekirse herşeyi yapabilmeyi dileyerek yolumda devam etmeyi diliyorum. Yaşasalardı onlar da böyle isterlerdi. Ben biliyorum ki ebru sanatı yüreklere bir ışık, bir nur.

Ebru

Nerede?
Uygun olan her yerde, doğru malzeme ile...

Nasıl?
Aslına uygun olarak, felsefesini yaşatarak...

Kiminle?
Gönülden isteyen herkesle...


Bizimle olanlara selam olsun...

Mukatder Kavas Siviloğlu